Sekiz yaşındaki Rhoda Penmark, Christine ve Kenneth Penmark çiftinin tek çocuğudur. Tatlı, derli toplu ve zeki tavırlarıyla yetişkinlerin takdirini kazansa da Fern Grammar School’daki sınıf arkadaşları onda ters giden bir şeyler olduğunu sezip kendisinden uzak dururlar.
Kenneth’ın çıktığı iş seyahatinin ardından Christine, Rhoda’nın sınıf arkadaşı Claude Daigle’ın ani ölümü karşısındaki tuhaf kayıtsızlığını fark eder. Claude’un ölümü resmi kayıtlara kaza olarak geçse de cesedinde ve yüzünde açıklanamayan hilal şeklinde izler bulunmaktadır. Çok geçmeden Christine, olaydan hemen önce iki çocuğun tartıştığını öğrenir: Rhoda, Claude’un kazandığı ancak kendisinin hak ettiğine inandığı "mükemmel el yazısı" madalyasını hırs yapmıştır.
Kızının bu trajediye verdiği tepkisizlik, Christine’in geçmişte yaşanan diğer rahatsız edici olayları yeniden sorgulamasına yol açar. Evcil köpeklerinin ve Rhoda’nın yaşlı bakıcısının gizemli ölümleri zihninde tekrar canlanır. Bütün bunların arkasında Rhoda’nın olabileceği düşüncesiyle sarsılan Christine, kendi geçmişini araştırmaya başlar. Yaptığı araştırma sonucunda, mevcut anne babası tarafından evlat edinildiğini ve biyolojik annesi Bessie Denker’ın elektrikli sandalyede idam edilmiş bir seri katil olduğunu öğrenir. Zihinsel olarak çöküşe geçen Christine, kocasından gerçeği saklamayıp ona durumla ilgili mektuplar yazmaya başlar; bu "kötü tohum" genini kızına aktardığı için kendini suçlar. Ancak birilerinin görüp yetkililere haber vermesinden korktuğu için mektupları asla postalamaz.
Devamı kitapta...