1943 yılında yayımlandığında edebiyat dünyasında deprem etkisi yaratan Hayatın Kaynağı, mimarlık dünyasının parıltılı ama bir o kadar da yozlaşmış kulislerinde geçen devasa bir varoluş mücadelesini anlatır. Hikayenin merkezinde, modern mimarinin dâhisi Howard Roark vardır. Roark, toplumun dayattığı estetik kalıpları, "geçmişin kopyası olan" sütunları ve süslemeleri reddederek; her binanın kendi ruhu ve işlevi olması gerektiğini savunur. Ancak bu duruşu onu yalnızlığa, fakirliğe ve dışlanmışlığa sürükler.
Romanın diğer kutuplarında ise, başarıyı başkalarının alkışında arayan Peter Keating, kamuoyunu bir kukla gibi yöneten sinsi eleştirmen Ellsworth Toohey ve dünyayı hem seven hem de ondan nefret eden gizemli Dominique Francon yer alır. Howard Roark’ın bir taş ocağından New York’un zirvesine uzanan yolculuğu, aslında bir binanın inşa edilmesinden çok, bir ruhun eğilmezliğinin kanıtıdır. Rand, bu eseriyle okuyucuyu şu temel soruyla baş başa bırakır: "Dünyayı ileri taşıyan güç, bir grubun ortak aklı mıdır, yoksa tek bir bireyin yaratıcı zihni mi?"
Roman, Howard Roark ve Peter Keating adındaki iki mimarın okul yıllarından başlayarak hayat boyu süren zıt yollarını mercek altına alır. Howard Roark, "form işlevi takip eder" ilkesine bağlı, geçmişin kopyası olan klasik mimariyi reddeden ve binalarının her bir taşının bir anlam ifade etmesi gerektiğini savunan, tavizsiz bir karakterdir. Modernist yaklaşımları nedeniyle Stanton Teknoloji Enstitüsü’nden atıldığında bile çizgisinden sapmaz ve New York’ta, kendi gibi toplum tarafından dışlanmış eski bir deha olan Henry Cameron’ın yanında çalışmayı seçer.
Diğer yanda Peter Keating, yetenekten yoksun ancak sosyal zekasıyla parlayan bir figürdür. Okulu birincilikle bitirir, dönemin en prestijli mimarlık firması olan Guy Francon’un yanında işe girer ve meslektaşlarını birbirine düşürerek, dalkavukluk yaparak hızla yükselir. Keating için mimarlık, binalar inşa etmek değil, toplumun takdirini kazanmak ve güç elde etmektir. Ancak tasarım yapması gerektiğinde tıkanır ve gizli gizli nefret ettiği ama dehasına hayran olduğu Roark’tan yardım ister. Roark, isminin projede geçmemesi şartıyla Keating’e tasarımlar yapar; çünkü onun için önemli olan eserin doğru bir şekilde var olmasıdır, kimin adını taşıdığı değil.
Romanın en karmaşık karakterlerinden biri olan Dominique Francon ise, güzelliği ve zekasıyla dünyadan nefret eden, mükemmelliğin bu yozlaşmış toplumda barınamayacağına inanan bir kadındır. Roark’ı bir taş ocağında işçi olarak çalışırken gördüğünde ona aşık olur; ancak aşkı, onu koruma arzusuyla birleşen yıkıcı bir tutkuya dönüşür. Dominique, dünyanın Roark gibi bir dehayı hak etmediğini düşünerek onun projelerini engellemeye, onu başarısızlığa uğratmaya çalışır ki toplum onu kirletemesin. Bu süreçte Peter Keating ve ardından medya patronu Gail Wynand ile evlenerek adeta kendini ve ideallerini cezalandırır. Dominique, her iki adamla da evlenirken Howard Roark’a olan aşkını bir kenara bırakmıştır, ancak nedenleri farklıdır:
Keating ile evliliği bir hakarettir: Dominique, kendini dünyanın en değersiz adamına vererek hem kendine hem de hayata olan nefretini kusar. Keating, Dominique'in ruhuna asla dokunamaz.
Wynand ile evliliği bir saygı duruşudur: Dominique, Wynand’ın gücüne ve bağımsızlığına saygı duyar. Ancak Wynand’ın kitlelerin onayına (gazete tirajlarına) olan bağımlılığı, Dominique için onu "yetersiz" kılar. Wynand, Dominique'i gerçekten sever ama onu "satın aldığını" sanarak en büyük hatasını yapar.
Bu trajedinin asıl mimarı ise eleştirmen Ellsworth Toohey’dir. Toohey, kolektivizmin ve "kamu yararı" maskesi altına gizlenmiş manevi köleliğin temsilcisidir. İnsanlara bencilliğin kötü, fedakarlığın ise tek erdem olduğunu aşılayarak onların özgüvenlerini yıkar. Amacı, gerçek yetenekleri aşağı çekip vasatlığı yücelterek toplumu kontrol etmektir. Roark’ın inşa ettiği Stoddard Tapınağı projesini, tapınağın "insan ruhunu yücelttiği" gerekçesiyle (ki Toohey’e göre tapınak insanı Tanrı karşısında küçük hissettirmelidir) bir karalama kampanyasıyla mahvettirir. Bu olay Roark’ın kariyerini bitme noktasına getirir.
Hikayenin zirve noktası, Cortlandt Evleri projesiyle yaşanır. Kariyeri çökmüş olan Peter Keating, büyük bir toplu konut projesini alabilmek için tekrar Roark’a yalvarır. Roark onun yerine tasarımı yapmayı, tek bir şartla kabul eder: Tasarımın en ufak bir detayı bile değiştirilmeyecektir. Ancak inşaat başladığında, Toohey’nin etkisi altındaki komiteler tasarımı değiştirip estetikten uzak, sıradan bir yapıya dönüştürürler. Roark, kendi zihninin bir ürünü olan yapının yozlaştırılmasına tahammül edemez ve bir gece yarısı inşaatı dinamitlerle havaya uçurur.
Mahkeme süreci, Ayn Rand’ın Objektifist felsefesinin en net dışavurumudur. Roark, savunmasında bir "yaratıcı" ile "ikinci elci" arasındaki farkı anlatır. Yaratıcının kendi zihniyle düşündüğünü, dünyayı ileri taşıyanın bu bireysel bencillik (kendine sadık kalma) olduğunu, ikinci elcilerin ise sadece başkalarının hayatlarını ve onaylarını yaşayarak asalaklaştığını savunur. Jürinin beraat kararı vermesiyle Roark sadece özgür kalmaz, aynı zamanda Gail Wynand’ın son ve en büyük projesi olan devasa bir gökdeleni inşa etme görevini de alır. Roman, Roark’ın gökyüzüne yükselen bu yapının en tepesinde, Dominique ile birlikte zaferle durmasıyla son bulur. Bu son, bireysel iradenin, toplumsal baskı ve vasatlık karşısındaki mutlak zaferini simgeler.
925 sayfa
Hayatın Kaynağı, edebiyat tarihinde "Objektifizm" felsefesinin en somut ve etkileyici sunumlarından biri olarak kabul ediyor. Karakterleri, ete kemiğe bürünmüş fikirlerden ibaret. Romanı okurken bizi,bir hikayeden ziyade bir felsefi tartışmanın içinde hissettiriyor.
Romanın sosyolojik derinliği, "ikinci elciler" ve "yaratıcılar" analizinde yatıyor. Hayatını başkalarının gözündeki imajına göre kurgulayan insanın kaçınılmaz bir mutsuzluğa ve kimliksizliğe sürüklenmesi, günümüzün sosyal medya çağındaki "beğeni odaklı" yaşam biçimine dair on yıllar öncesinden yapılmış keskin bir eleştiri gibi.
Ben hoşlanmadım. Bu kitap "bencilliğin erdemi" güzellemesi. Ölesiye "dediğim dedikçi" bir baş kahraman, kendine uyguladığı tüm zorbalığa rağmen ona taparcasına bağlı bir kadın, kötünün vücut bulmuş hali bir köşe yazarı... vs