Lars Kepler’ın İsveçtePaganinikontraktet (2010), İngilizce The Nightmare adıyla yayımlanan ve Joona Linna serisinin ikinci romanıdır.
Açılışta Stockholm takımadalarında sürüklenen bir teknede genç bir kadın cansız bulunur; akciğerlerinde tuzlu su vardır ama kıyafetleri kurudur.
Ertesi gün, İsveç’in askeri ihracatı denetleyen kurumunun genel müdürü Carl Palmcrona evindeki boş bir odada asılı halde bulunur; ilk bakışta intihara benzeyen bu ölüm de kuşkuludur.
Soruşturma, Dedektif Joona Linna’nın Güvenlik Polisi’nden Saga Bauer ile birlikte iki olayı bağlayan izleri takip etmesiyle genişler.
İpler kısa sürede uluslararası silah ticaretine ve kurbanlarının “kâbuslarından” beslenen acımasız bir iş insanına uzanır.
Roman böylece politik çıkarlar, özel güvenlik şirketleri ve ölümcül bir tetikçinin peşinde geçen yüksek tempolu bir kovalamaca hikâyesine dönüşür.
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
İsveç Savaş Malzemesi İhracatı Ofisi'nin başkanı, oturma odasında asılmış olarak bulunur. İpin altında bir sandalye yoktur. Buna rağmen, Başmüfettiş Joona Linna bu olayın bir cinayet değil, intihar olduğunu düşünmektedir. Aynı zamanda, barış aktivisti Penelope Fernandez'in kız kardeşi, teknelerinde ölü bulunur; ancak Penelope ve erkek arkadaşı kayıptır. Herkes olayın aydınlanabilmesi için bu çifti ararken onlar Stockholm takımadalarında, neden hedef olduklarını bilmeden, profesyonel bir suikastçı tarafından kovalanmaktadırlar.
Paganini Sözleşmesi, ünlü keman virtüözü Paganini’nin şeytanla yaptığı varsayılan anlaşmaya atıfta bulunur. Paganini'nin eserlerini icra etmek, o kadar zordur ki, bu eserleri bestelediği dönemde sadece kendisi çalabilirdi. Bu hikaye, Faust efsanesiyle benzer bir temayı işler: İnsanlar, kaçış yolu olmayan tehlikeli durumlara zorlanırlar.
Savaş malzemesi ihracatıyla ilgilenen yeni müfettiş, selefinin intihar ettiği sırada bekleyen şüpheli bir ihracat emrini imzalamaya zorlanır. Emir, savaştaki bir ülkeye yönelik olduğu için yasalar gereği yasaklanmıştır. Müfettiş, kendi soruşturmasını başlatır ve sonuçlardan hiç memnun kalmaz. Paralel olarak, hikaye müfettişin çocukluğundan beri kopuk olan ilişkilerini ve kardeşinin bozuk kemanıyla ilgili travmasını işler.
Bu arada, Penelope Fernandez, neden birilerinin onu ve erkek arkadaşını öldürmek istediğini çözmeye çalışır. Joona Linna, bu vakaları ayrı ayrı incelerken bunların birbirleri ile ilişkilerini keşfeder. Üç farklı hikaye, ustaca bir araya gelir ve sürükleyici bir sona ulaşır.
Devamı kitapta...
“İnfazcı”, Lars Kepler’ın Joona Linna serisinde temposunu yükselten bir ikinci adım. Kurgusu, politik gerilim ile bireysel suç hikâyesini iç içe geçirerek okuyucuyu sürekli tetikte tutuyor. Özellikle açılıştaki ölüm sahneleri, kitabın atmosferini karanlık ve sürükleyici bir noktaya taşıyor. Bazı bölümler abartılı ya da fazla hızlı geçilse de okuması zevkli güzel bir kitap.