Gulyabani 1912
“Garaib Faturası Külliyatı”nın birinci romanıdır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar
“Garaib Faturası Külliyatı”nın birinci romanıdır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Sizleri, İstanbul’un unutulmuş bir köşesinde, rüzgârın pencerelerde uğuldadığı ve gölgelerin devleştiği Çeşmifelek Hanım’ın köşküne davet ediyoruz. Türk edebiyatının dahi kalemi Hüseyin Rahmi Gürpınar, Gulyabani ile okurunu sadece bir korku hikâyesinin içine çekmekle kalmıyor; aynı zamanda eski İstanbul’un o kendine has mahalle kültürünü, ocak başı sohbetlerini ve nesilden nesle aktarılan "kocakarı masallarını" yeniden canlandırıyor.
Muhsine Hanım’ın titreyen sesinden dökülen bu hikâyede; minare boyundaki Gulyabaniler, karanlıkta fısıldaşan Samsam ve Gamgamlar, korkudan dili tutulmuş hizmetçiler ve tüm bu gizemi çözmeye kararlı cesur yakışıklı bir yiğit var. Korkunun kahkahayla, gerçeğin hurafe ile dans ettiği bu eşsiz eseri okurken; hem ürperecek hem de insanın hayal gücünün ve hırsının sınırlarına hayret edeceksiniz.
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
Hikâye, soğuk bir İstanbul akşamında, mahalleli hanımların bir evde toplanıp boza içerek sohbet etmesiyle başlar. Meclisin en yaşlısı ve hikâye anlatıcısı olan Muhsine Hanım, yanındakilerin ısrarı üzerine gençliğinde başından geçen, duyanların kanını donduran o meşhur "Gulyabani" vakasını anlatır.
Muhsine Hanım, genç yaşında bir eşini kaybetmiş, ikincisinden ise kötü muamele gördüğü için boşanmıştır. Çaresiz ve işsiz kalınca, Rumelihisarı taraflarında, adı cinlere ve perilere karışmış olan Çeşmifelek Hanım’ın Köşkü’nde hizmetçilik yapmayı kabul eder. Köşke adım attığı andan itibaren tuhaf bir atmosferle karşılaşır:
Evde çalışan kıdemli hizmetçiler Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen Abla, "iyi saatte olsunlar" dedikleri varlıkların emrinde yaşamaya alışmışlardır. Muhsine’ye, bu varlıkların (özellikle Samsam ve Gamgam adlı cinlerin) kurallarına uyması, ses çıkarmaması ve onlara itaat etmesi tembihlenir.
Muhsine Hanım köşkte kalmaya başladıktan sonra, geceleri tavanlardan ve duvarlardan gelen esrarengiz seslerlduyar. Bir gece bahçede, minare boyunda, kocaman kavuklu, beyaz sakallı ve korkunç bakışlı bir dev olan Gulyabani’yi görür. Gulyabani, köşkün hanımını ve hizmetçilerini korkutarak onları adeta esir almıştır. Muhsine bu dehşet dolu günlerde, köşk civarında dolaşan ve kendisini bu "ifritlerden" kurtaracağını söyleyen yakışıklı Hasan’la tanışır ve ona gönlünü kaptırır.
Devamı Kitapta...
“Garaib Faturası Külliyatı”nın birinci romanıdır.
Derleyici: Hacer Er
144 sayfa
Gürpınar, Gulyabani figürünü sadece korkutmak için kullanmaz. O, aslında cehaletin ve batıl inançların insan ruhu üzerindeki felç edici etkisini simgeler. Romanın sonunda doğaüstü olayların arkasından çıkan "şebeke", yazarın en büyük mesajıdır: Asıl korkulması gereken, görünmeyen ifritler değil; insanın saflığını ve korkularını kullanarak onu sömüren, mülküne ve canına kasteden art niyetli zekâlardır. Bu yönüyle Gulyabani, "gizemi aydınlatma" kurgusunun edebiyatımızdaki ilk ve en başarılı örneklerinden biridir.