Frankenstein ya da Modern Prometheus
Frankenstein; or, The Modern Prometheus (1818)
Mary Shelley
Frankenstein; or, The Modern Prometheus (1818)
Mary Shelley
Modern bilimkurgu türünün öncülerinden biri kabul edilen bir romandır. Hikâye, hayatın sırrını keşfetme takıntısıyla yaşayan genç bilim insanı Victor Frankenstein’ın, ölü dokulardan bir yaratık meydana getirmesiyle başlar. Ancak yarattığı bu varlık, toplumdan dışlanır ve acı çeken yalnız bir figüre dönüşür. Roman, bilimsel etik, sorumluluk, insan doğası ve yalnızlık gibi temaları derinlemesine işler. Shelley’nin eseri, Aydınlanma düşüncesiyle romantizmin çatıştığı bir dönemde yazılmıştır ve “yaratıcı” ile “yaratılan” arasındaki gerilim üzerinden insan olmanın anlamını sorgular. Bugün hâlâ hem edebi hem felsefi yönleriyle güncelliğini koruyan bu eser, sadece bir korku hikâyesi değil, aynı zamanda bir uyarıdır.
Prometheus, Yunan mitolojisinde tanrılardan ateşi çalarak insanlara veren, böylece medeniyetin temellerini atan bir figürdür. Ancak bu cesareti, tanrılar tarafından ağır şekilde cezalandırılır. Victor Frankenstein da yaşamı “çalmaya” çalışır: ölü dokulara hayat verir, yani doğanın yasalarını aşarak yaratıcı rolünü üstlenir. İki figür de bilgi ve güç arayışında sınırları aşar, fakat eylemleri hem kendileri hem de çevreleri için trajik sonuçlar doğurur.
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
Bir dizi mektupta, Kuzey Kutbu'na gitmekte olan bir geminin kaptanı Robert Walton, İngiltere’deki kız kardeşine tehlikeli görevinde yaşadıklarını anlatır. Başta başarılı giden görev, geçilmesi imkânsız buz kütleleriyle kesintiye uğrar. Sıkışıp kaldıklarında Walton, buz üzerinde köpeklerin çektiği kızakla seyahat eden ve soğuktan bitap düşmüş Victor Frankenstein ile karşılaşır. Walton onu gemiye alır, sağlığına kavuşması için yardım eder ve Victor’un yarattığı canavarla ilgili inanılmaz hikâyesini dinler.
Victor önce Cenevre’deki gençliğini anlatır. Evlatlık kız kardeşi Elizabeth Lavenza ve arkadaşı Henry Clerval ile geçirdiği mutlu bir çocukluğun ardından, doğa felsefesi ve kimya okumak üzere Ingolstadt Üniversitesi’ne girer. Yaşamın sırrını keşfetme arzusuyla yanıp tutuşur ve yıllar süren araştırmalar sonunda onu bulduğuna inanır.
Sahip olduğu bilgiyle donanmış olarak, Victor eski ceset parçalarından bir yaratık oluşturmak için aylarca delice çalışır. Kritik bir gecede, dairesinin gizliliğinde, nihayet yarattığı varlığa hayat verir. Ancak yarattığı yaratığı görünce dehşete kapılır. O gece, yaratığın hayaletiyle bölünen huzursuz bir uykunun ardından sokağa kaçar, pişmanlık içinde dolaşır. Victor, üniversiteye gelmiş olan Henry ile karşılaşır ve onu dairesine götürür. Her ne kadar yaratık ortadan kaybolmuş olsa da, Victor yüksek ateşli bir hastalığa yakalanır.
Yaptığı korkunç şeyden dolayı büyük bir rahatsızlık hisseden Victor, ailesinin yanına, Cenevre’ye dönmeye hazırlanır. Ancak Ingolstadt’tan ayrılmadan hemen önce, en küçük kardeşi William’ın öldürüldüğünü bildiren bir mektup alır. Yıkılmış bir şekilde evine döner. William’ın boğulduğu ormandan geçerken, canavarı görür ve kardeşinin katilinin o olduğuna inanır. Cenevre’ye vardığında, Frankenstein ailesi tarafından evlat edinilmiş nazik bir kız olan Justine Moritz’in suçlandığını öğrenir. Justine, suçsuz olduğunu söylemesine rağmen yargılanır, suçlu bulunur ve idam edilir. Victor, yarattığı canavarın iki masumun ölümünden sorumlu olduğunu bilerek büyük bir suçluluk duyar.
devamı kitapta...
Bu kitap Türkçe olarak değişik yayın evleri tarafından basılmış. Ben Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisinin 2016'da çıkan ilk basımını okudum. Yiğit Yavuz tarafından çevrilmiş 272 sayfa.
Frankenstein, insanın bilgi arayışının sınırlarını sorgulayan bir klasik. Hem Victor Frankenstein’ın hem de yaratığın yalnızlığı ve reddedilişi etkileyyici bir dille anlatıyor. Bilimsel ilerlemenin etikle sınanması gerektiğini gösteriyor.
Frankenstein defalarca filme uyarlandı.
İlk uyarlaması 1910 yılında Thomas Edison’un stüdyosu tarafından sessiz film olarak yapıldı.
En ikonik versiyonu ise 1931 tarihli, Boris Karloff’un canavarı canlandırdığı Hollywood yapımı. Bu film, yaratığın vidalı kafa tasarımı gibi birçok görsel unsuru popülerleştirmiş.
Sonraki yıllarda 1994 yılında vizyona giren ve başrolünde Robert De Niro'nun oynadığı "Mary Shelley's Frankenstein" gibi esere daha sadık uyarlamalar da yapılmış.
Hikâyeden esinlenen sayısız film, dizi ve animasyon mevcut.
Ayrıca yazarı Mary Shelley'nin hayatı da 2017'de beyaz perdeye aktarılmış.
Frankenstein'ın, yönetmenliği ve senaristliği Guillermo del Toro tarafından gerçekleştirilen, baş rollerinde Oscar Isaac, Jacob Elordi ve Mia Goth ve Christoph Waltz'ın yer aldığı en yeni versiyonunun Netflix'te yayın tarihi Kasım 2025 olarak öngörülüyor.