Gölgelerin Kralı (Le RoI Des Ombres) 2025 / Güneşsiz 2. kitap
Jean Christophe Grange
Jean Christophe Grange
"Güneşsiz" serisinin bu ikinci cildini okumaya başlamadan önce, hikâyeyi anlamak için ilk cildi okumuş olmanız gerekli. İlk ciltteki üç ana karakterimiz; polis memuru Patrick Swift, doktor Daniel Ségur ve genç arkadaşları Heidi Becker bu kitapta da bizimle. İlk kitapta Paris'te AIDS'li eşcinsel erkekleri vahşice öldüren katilin gizemini çözdüklerini düşünmüşlerdi. Ama birkaç yıl sonra, yanıldıklarını anladılar. Paris sokaklarında ve gece kulüplerinde geçen skandal dolu ilk cildin ardından, bu ikinci ciltte Jean-Christophe Grangé bizi bambaşka coğrafyalara götürüyor: Fas, Cezayir, Zaire ve Haiti.
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
Hikâye, "Cehennem Diskosu" olaylarından dört yıl sonra, 1986'da geçiyor. Swift, Segur ve Heidi hayatlarına geri dönmüş. Kendini eğitimine adayan Heidi, tatillerini zengin eşcinsel arkadaşı Caroco’nun sahibi olduğu Tanca'daki villada geçiriyor; Swift, dört yıl önce, doğru katili yakalayamadığından endişeli yeni dosyalarını çözüyor. Ségur ise, artık resmen AIDS olarak adlandırılan etkisi giderek büyüyen hastalıkla mücadeleye devam ediyor.
Birbirlerinden habersiz geçirdikleri dört yılın ardından Heidi’nin yardım istediği telefonla üçlü yine bir araya geliyor. Caroco ile Tanca’da olan ve kısa süre önce bu zengin eşcinselin de AIDS’e yakalandığını ve son günlerinde yanında kendisini istediğini öğrenen Heidi, adamı yatak odasında öldürülmüş olarak buluyor. Yöntem Palalı Kati’lin hayatta olduğunun kanıtı gibi. Adam birkaç parçaya bölünmüş. Swift ve Ségur, Tanca'ya koşuyorlar. Av yeniden başlıyor.
Swift önce ilk kurban Federico’nun evinde bulduğu, sonra öldürülen polis müfettişi Serge Vialley’in notlarının arasında tekrar eline geçen listedeki Arap isimlerinin Tanca ile ilgili olabileceğini düşünüyor. Serge Vialley “Hela Katili”nin peşindeki polis müfettişiydi. Konsolosluk çalışanından aldığı yardımla bu isimlerin 1980 ile 1982 yılları arasında kaybolan erkek çocuklarına ait olduğunu öğreniyor. Marcel Coraco bu çocukları Werner Canttoube (Hela Katili) ile birlikte Fas’tan Fransa’ya kaçırmış. Adam hem eşcinsel hem pedofili. Çocukların akıbeti belli değil.
Canttoube’yi de hatırlayalım. Dönemin Paris eğlence dünyasına yakışıklılıkları ile damga vurmuş siyahi üç eşcinselden oluşan Kaptan Köşkü ekibinin bir parçası. Bunlar boyalı saçları renkli lensleri ve karamel rengi pürüzsüz ciltleri ile uzaktan kadın zannedilebilecek zarafette bir üçlü. Diğer ikisi: Tony Toussaint ve Michel Franck. Werner Canttoube’yi bu ikiliden ayıransa 1982’de işlenen ve ileri yaştaki eşcinselleri umumi tuvaletlerde öldüren, bu yüzden de “Hela Katili” namını alan bir seri katil olması. O günlerde olay yerlerinde bulunan parmak izleri ve kurbanlarla ilişkileri yüzünden Palalı Katilin de Canttoube olduğu düşünülüp Canttoube ölü ele geçirilince bu dosya da kapatılmıştı.
Swift kaçırılan ve Paris’te fuhuş sektöründe çalıştırıldıkları düşünülen Faslı çocukların Palalı Katil’in gündeminde olduğunu düşünmez. Bu olsa olsa Hela Katili’ni tetikleyen konuydur.
Swift ve arkadaşları Palalı Katil’in Fas’ta izini sürer ve katilin arkasından üçlümüz çöllü aşarak Cezayir’e kadar ulaşır. Ama yine ellerinden kaçırır. Swift kafasında soru işaretleri ile Paris’e döner.
Swift döndüğünde Haiti’de diktatörün devrildiği ile ilgili haberler duyar. Bu haberlerde "Cehennem Diskosu" kitabında Heidi'nin verdiği muhtemel dört şüpheliden biri olan Georges Galvany’nin de isminin geçtiğini görür. Bu melez adamın iş sahası ve Paris’e oradan gelmesi sebebi ile hep Antiller’den olduğunu varsaymıştı. Yaptığı araştırma ile Galvany’nin Haiti’nin en zengin ailelerinden biri olduğunu öğrenir.
Devamı Kitapta...
376 sayfa
Bu ikinci kitap bence tam bir Grange klasiği. İçinde AIDS'in Afrika kıtasını nasıl kasıp kavurduğu, ilk çıkış noktasına dair yürütülen çalışmalar ve Amerika'da Karayip Denizi'nde bir ada ülkesi Haiti'nin kanlı geçmişibir belgesel tadında anlatılıyor. Karakterler ve olaylar bu gerçeklerin içine ustaca yerleştirilmiş. Kitabı okuduğunuzda artık pek ismini anmasak da bir dönem dünyanın kabusu olmuş AIDS ile ilgili bir bakış açısı kazanıyorsunuz. Genelde afetlerle adı anılan Haiti ise karanlık geçmişiyle tüylerinizi diken diken ediyor. Anlatılan hikayeye gelirsek sürükleyici tamin edici. Ama bu hikaye gereksiz ayrıntılara boğularak niye iki kitaba bölünmüş insan merak ediyor.