Kirpinin Zerafeti
L'Élégance du Hérisson (2006)
Modern dünya insanının dış görünüşe, unvanlara ve toplumsal sınıflara olan körü körüne bağlılığını sarsıcı bir naiflikle eleştiren bir roman.Lüks bir Paris apartmanının görünmez duvarları arasında, kalıplara sığmayı reddeden iki farklı neslin felsefi ve insani buluşmasını gözler önüne seriyor.
Kitap, Schopenhauer’ın "Kirpi İkilemi" teorisini modern hayata kusursuzca uyarlıyor; İnsanlar kırılmaktan korktukları için dikenlerini dışarı doğru savururlar, fakat aslında içlerinde muazzam bir zarafet ve şefkat barındırırlar. Hayata karşı umudu ve anlam arayışını diri tutmayı başarır.
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
Fransız yazar Muriel Barbery tarafından kaleme alınan ve orijinal adı L'Élégance du hérisson olan "Kirpinin Zarafeti", Paris'in lüks bir semtinde geçen, felsefi derinliği yüksek, sınıf farklılıklarını ve insan ilişkilerini naif bir dille eleştiren çağdaş bir klasiktir. Eser, Paris’in en lüks ve aristokrat muhitlerinden biri olan Grenelle Sokağı 7 numaradaki sekiz daireli bir burjuva apartmanında şekillenir. Roman, dışarıdan bakıldığında tamamen zıt hayatlar yaşayan ancak iç dünyalarında aynı entelektüel yalnızlığı ve varoluşsal sancıyı paylaşan iki ana karakterin gözünden, dönüşümlü günlükler şeklinde ilerleyen bir anlatıya sahiptir. Kitap, temelde toplumsal sınıfların ön yargılarını, dış görünüşün aldatıcılığını ve modern insanın anlam arayışını, insanların birbirine yakınlaşma arzusu ile zarar görme korkusu arasındaki dengeyi ifade eden "Kirpi İkilemi" üzerinden derinlemesine inceler.
Romanın merkezindeki ilk karakter olan Renée Michel, 54 yaşında, eşini kaybetmiş, ilkokul mezunu bir apartman kapıcısıdır. Dışarıdan bakıldığında tam da burjuvazinin beklediği gibi; televizyon izleyen, kedisiyle vakit geçiren, huysuz, sıradan ve cahil bir kapıcı rolü oynar. Ancak bu, Renée’nin toplumun ön yargılarından korunmak için bilerek takındığı bir maskedir. Gerçekte o; Kant, Marx ve Tolstoy okuyan, klasik müzik ve Japon sineması hayranı, müthiş bir entelektüel ve kendi kendini eğitmiş bir otodidaktır. Zenginlerin bir kapıcının zeki olabileceğini asla kabul edemeyeceğini bildiği için bu muazzam derinliğini bir sır gibi saklamayı tercih eder. Diğer tarafta ise aynı apartmanın beşinci katında yaşayan, 12 yaşında üstün zekalı bir kız çocuğu olan Paloma Josse yer alır. Seçkin ve son derece yapay bir burjuva ailesine sahip olan Paloma, çevresindeki insanların yüzeysel, kibirli ve materyalist yaşam tarzlarından tiksinir. Büyüdüğünde o da bir akvaryum balığına dönüşmek istemediği için, hayatın bir anlamı olduğunu kanıtlayamazsa 13. yaş gününde intihar etmeyi ve oturdukları daireyi yakmayı planlar. Paloma da tıpkı Renée gibi, toplum tarafından dışlanmamak ve sıradan görünmek için okulda zekasını gizler.
Romanın ilk yarısı, Renée ve Paloma’nın çevreyi gözlemleyen felsefi iç sesleriyle ilerlerken, ikisi de aynı binada birbirlerinin ruh ikizi olduğundan habersiz yaşamaktadır. Ancak bu tekdüze düzen, apartmandaki zengin bir gurmenin ölmesi ve boşalan daireye Kakuro Ozu adında yaşlı, zengin ve son derece kibar bir Japon iş insanının taşınmasıyla tamamen değişir. Kakuro Ozu, klasik Fransız burjuvazisinin aksine, insanları statülerine göre değerlendirmeyen, keskin bir gözlem yeteneğine sahip biridir. Ozu, daha ilk karşılaşmalarında Renée’nin sıradan bir kapıcı olmadığını, ağzından kaçırdığı felsefi bir ifadeden anlar. Kısa süre sonra Paloma da Ozu’nun bu keşfine dahil olur ve Renée’yi şu kelimelerle tanımlar: “Renee’de kirpinin zarafeti var; dışarıdan bakıldığında dikenlerle kaplı, tam bir kale gibi ama içeriden bakıldığında kirpiler kadar incelikli, sakin, içe dönük ve zarif.”
Devamı Kitapta...
Kırmızı Kedi Yayınevi
2020'de yayınlanmış
Işık Ergüden
304 sayfa
Bu kitap, ön yargıların yıkıldığı, insan ruhunun sınıfsal sınırları aşarak birbiriyle bağ kurabildiği anların ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan, her yaştan okurun kendi hayatından izler bulabileceği zamansız bir başyapıttır.