Bana söz ver Promise me 2006
“Myron Bolitar Serisi'nin Sekizinci kitabıdır."
Harlan Coben
“Myron Bolitar Serisi'nin Sekizinci kitabıdır."
Harlan Coben
Harlan Coben, "Myron Bolitar" serisinin en çarpıcı halkalarından biri olan Bana Söz Ver ile okuyucuyu yine nefes kesen bir ahlaki ikilemin ortasına bırakıyor. Altı yıllık bir sessizliğin ardından Bolitar, sadece bir "söz" uğruna kendini geri dönüşü olmayan bir labirentin içinde buluyor.
Kitap, tipik bir kayıp vakasından çok daha fazlasını sunuyor. Reşit olmayan iki genç kıza, başları sıkıştığında ebeveynlerine değil kendisine gelmeleri için söz verdiren Myron, bu masum niyetin hayatları nasıl altüst edebileceğini acı bir şekilde tecrübe ediyor. Coben’in ustalıkla kurguladığı "hızlı tempo" ve "beklenmedik ters köşeler", bu romanda da zirve yapıyor. Sadakat, koruma içgüdüsü ve sırların ağırlığı üzerine kurulu güzel bir kitap:))
Myron Bolitar, zamanını New York City ve banliyödeki evi arasında geçiren bir spor menajeridir. Serinin bir önceki kitabı olan Zaman Tükeniyor’dan bu yana altı yıl geçmiştir. Ortağı Esperanza ile artık oyunculara da menajerlik hizmeti vermeye başlamıştır. Esperanza’nın, Win’in kuzenlerinden Tom ile ilişkisinden oğlu Hector doğmuştur. Çift, güzel bir törenle evlenir. Cindy hâlâ ajansta onlarla çalışmaktadır. Myron’un anne babası ise emekli olup Florida’ya taşınmıştır.
Win bildiğiniz gibi yakışıklı, karizmatik, zengin ve umursamazdır. Myron’un bir önceki kitapta tanıştığı oğlu Jeremy ise bir görev için Orta Doğu’dadır; ancak güvenlik gerekçesiyle tam nerede olduğu sırdır. Hiç evlenmemiş olan Myron, son zamanlarda iki çocuk annesi Ali ile çıkmaya başlamıştır.
Ali’nin kızı Erin ile Myron’un liseden arkadaşları Claire ve Erik’in kızı Aimee arkadaştır. Myron bu iki kızın konuşmasına kulak misafiri olur; partilerden ve içkiden bahsetmektedirler. Endişelenir. İkisine de kartını verir ve eğer bir gün sarhoşken araba kullanmak ya da sarhoş bir sürücüyle yolculuk yapmak zorunda kalırlarsa kendisini arayacaklarına dair söz vermelerini ister. Onları alacağına, hiçbir soru sormayacağına ve durumu ailelerine söylemeyeceğine söz verir.
Bir gece Aimee’den telefon gelir. Yardım istemektedir. Myron hızlıca kızın bulunduğu yere gider. Aimee sarhoş değildir; sadece endişeli ve üzgündür. Myron onu alır ve istediği yere bırakır. Ancak ertesi gün Aimee ortadan kaybolur. Myron, onu en son gören kişi olduğu için baş şüpheli durumuna düşer; fakat kısa sürede aklanır. Bu olaya bakan iki polisle de arasında bir güven oluşur.
Aynı lisede okuyan Katie Rochester da birkaç hafta önce kaybolmuştur. Polis, kızın 18 yaşını doldurur doldurmaz evden kaçtığı sonucuna varmıştır. Katie’nin annesine şiddet uygulayan mafyatik bir babası vardır. Kız, babasının adamlarından biri olan Rusuf ile ilişki yaşamış ve hamile kalmıştır.
Katie, kaybolduktan birkaç gün sonra saygıdeğer bir doktor olan Edna Skylar tarafından bir metro istasyonu yakınlarında görülür. Katie, onu gördüğünü kimseye söylememesini rica eder. Edna önce bu isteği yerine getirir; ancak üç hafta sonra polisi arayarak her şeyi anlatır. Böylece polisin “kaçtı” ihtimali güçlenir.
İki olayı birbirine bağlayan iki nokta vardır: İki kız da aynı lisede okumaktadır, ikisi de hamiledir ve kaybolmadan önce aynı ATM’den para çekmişlerdir.
Polis, Aimee’nin de Katie gibi kaçtığını düşündüğü için olayı derinlemesine takip etmez. Aimee’nin annesi Claire, Myron’u suçlar ve kızını bulma sorumluluğunu onun üzerine yükler.
Devamı Kitapta...
528 sayfa
Bu kitapta beyazlar ve siyahlar yok. Yani iyiler ve kötüler. Griler var.
Gecenin ikisinde genç bir kızı sadece o öyle istiyor diye karanlık bir sokakata tek başına bırakan Myron da o grilerden biri... İnsanların en büyük zaaflarının çocukları olduğuna dair bir kaç değişik olay... Zaaflar söz konusu olduğunda kimse masum değil:))