Harry Hole, Jo Nesbø’nun yarattığı gerçek bir anti-kahraman: İmkansız bir karakter, ama ondan nefret etmek de mümkün değil.
Oslo Suç Birimi’ne göre Harry hem en zeki hem de en sinir bozucu dedektif. Bürokrasi ya da otorite, adalet duygusunun önüne geçtiğinde asla sessiz kalmaz. Suçluları yakalama konusundaki keskin zekâsı, olayları onların gözünden görebilme yeteneği ve sarsılmaz vicdanı onu meslektaşlarının gözünde özel kılar.
Kişisel yaşamı kaotik: Aşık olduğu ama bir türlü hayatına dâhil edemediği Rakel, onun oğlu Oleg ve kız kardeşi Sis…
Serinin tüm kitapları muhteşem. En sevdiğim seri... Harry Hole'ü bir daha toparlanamayacak bir halde bitiren Nesbø ustalıkla tekrar ayağa kaldırmış:))
Bir dizi acımasız cinayet, görünürde hiçbir bağlantısı olmayan, yolları sadece bir kere kesişmiş kurbanlar, ünlü bir emlak kralı... Hızlı olmak zorunda. Bu olayla hiç ilgisi olmayan bir kadının hayatı bu olayın çözülmesine bağlı.
Bu kez Hole’un karşısında yalnızca bir katil değil, kendi karanlığı da var. Belki kendi karanlığının içinde, kendisi için bir umut ışığı yakabilir. Belki hala yaşamak için iyi bir sebep bulabilir...
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
Oslo’da “enkaz haline gelmiş bir hayattan” kaçarak Güney Kaliforniya’da neredeyse yokluk içinde yaşıyor. Karısı Rakel öldürülmüş, bir meslektaşı intihar etmiş. Geri dönmek için sebep yok, yaşamaya devam etmek için de pek bir neden görünmüyor.
Onu tekrar harekete geçiren, Los Angeles’ta köhne bir barda tanıştığı yaşlı oyuncu Lucille… 72 yaşındaki kadın, bir zamanlar Juliet’i canlandırmış, 60’ların Laurel Canyon’ında ünlü müzisyenlerle vakit geçirmiş, ama şimdi kötü adamlardan aldığı borç yüzünden sıkışmış durumda. Harry’den yardım istiyor. Kadın sadece tehdit beklerken adamlar onu kaçırmaya kalkıyor. Harry araya girince ikisi birlikte kaçmaya başlıyorlar.
Harry ve Lucille’in bağı platonik ama tuhaf şekilde samimi. Harry Lucille’i yıllar önce kaybettiği annesine benzetiyor. Lucille ona şık kıyafetler alıyor, saçını kestiriyor; Harry ise onu koruyor. Yine de Harry eski keskinliğinde değil. Alkolizmle savaşıyor, bu pek işe yaramıyor.
Kötü adamlar sonunda onları yakalıyor, 960.000 dolar istiyor ve Lucille’i rehin alıyor. On gün içinde parayı bulamazsa Lucille ölecek.
Norveç’ten hızır gibi bir teklif geliyor. Bir kadın ölü bulunmuş, diğeri kayıp. Cinayet Masası’nın başında Harry’nin eski dostu Katrine Bratt var. Katrine vakaların bağlantılı olduğundan şüpheleniyor. Şüpheli ise kurbanları tanıyan bir iş adamı: Markus Röed. Röed’in avukatı bir önceki kitapta yakından tanıştığımız Johan Krohn. Krohn ve müvekkili suçsuzluğunu kanıtlaması için istediği yüksek fiyata razı olup Harry’yi tutuyor. Böylece Los Angeles hikâyesi Oslo’daki cinayetlerle birleşiyor.
Harry’nin üzerinde hem duygusal hem profesyonel büyük bir baskı var. Oslo’ya dönmek hem acılarıyla yüzleşmek hem de Katrine ile karşılaşarak geçmişini hatırlamak demek. Her ikisi de eşleri ile kavgalıyken Harry’nin Katrine ile kısa bir ilişkisi olmuştu. Sonra sorunlar çözülmüş her ikisi de eşlerine geri dönmüş bu kaçamak aralarında sır olarak kalmıştı. Katrine’in eşi Bjørn, aylar sonra benzerlikten şüphelenerek test yaptırıp canından çok sevdiği oğlunun biyolojik babasının Harry olduğunu öğrenince çılgına dönmüş, Harry’nin büyük aşkı Rakel’i öldürüp intihar etmişti. Şimdi, Rakel’i kaybetmiş ve hayattan bir beklentisi kalmayan Harry’i üç yaşındaki oğlu Gert ile tanışmak bambaşka bir yöne çekiyor. Yine yaşamak için iyi bir neden sunuyor. Katrine ise geçmişi değil, Harry’nin yardımını istiyor. Katrine ve Harry gayri resmî olarak güçlerini birleştiriyorlar.
Harry'nin kurduğu küçük ekibinde; kanserle boğuşan psikolog Ståle Aune, sorunlu ama polis kayıtlarına erişimi olan eski meslektaşı Truls Berntsen, ve taksici/müzik tutkunu Øystein Eikeland var.
Parazitler, katilin yöntemlerinin ve felsefesinin merkezinde. Anlatı, katilin gözünden de aktarıldığı için geçmişini ve motivasyonunu polisten önce öğreniyoruz.
Devamı kitapta...
Harry Hole, Jo Nesbø’nun karanlık evreninin vazgeçilmez anti-kahramanı. Zeki, asi ve tehlikeli derecede adalet takıntılı. Bürokrasiyle çatışır, ama vicdanından ödün vermez.
Kanlı Ay'da Nesbø klasikleşmiş anlatım gücünü koruyarak, artık okuyucunun tanıdığı kahramanını duygusal derinliğiyle öne çıkarıyor. Harry Hole bu kitapta yalnızca bir dedektif değil; geçmişiyle hesaplaşan, vicdanıyla boğuşan bir insan.