Eğer Kötü Olsaydık
İf We Were Villains (2017)
İf We Were Villains (2017)
M. L. Rio’nun yazdığı "Eğer Kötü Olsaydık", Shakespeare trajedileriyle iç içe geçmiş bir kampüs suç romanıdır. Roman, prestijli bir sanat okulunun tiyatro bölümünde eğitim gören yedi öğrencinin hikâyesini anlatır. Okuldaki rekabet, arkadaşlık ve tutkular zamanla gerilimli bir hal alır ve bir öğrencinin ölümüyle sonuçlanır. Olayın ardındaki gerçek, roman boyunca yavaş yavaş açığa çıkar. Rio, Shakespeare'in eserlerinden sahneleri romanın kurgusuna ustalıkla yedirerek atmosferi zenginleştirir. Kitap, hem klasik edebiyata hem de psikolojik gerilim türüne ilgi duyan okurlar için dikkat çekici bir yapıdadır. Akademik ortamın estetik diliyle suç unsurlarını bir araya getirerek alışılmadık bir anlatı sunar. Dil ve karakter çözümlemeleri açısından yoğun bir metin olan roman, edebi referanslarla örülmüştür. Eğer Kötü Olsaydık, sırlarla dolu bir dostluk hikâyesi eşliğinde, sahne ve gerçeklik arasındaki sınırları sorgulatır.
DİKKAT!!!
Bundan sonrası Spoiler içerir
"Arkadaşlar düşmana dönüştüğünde verebilecekleri zararın limiti yoktur."
Her şey, Oliver Marks’ın on yıl süren suskunluğunu bozmasıyla başlar. Hapisten yeni çıkan Oliver, kendisini yıllar önce mahkûm eden Dedektif Joseph Colborne’un karşısında oturur. Colborne’un amacı nettir: “Gerçekte ne oldu?” Oliver bu kez anlatmaya hazırdır. Hikâye, prestijli Dellecher Klasik Konservatuvarı’nda, Shakespeare’in trajedileriyle iç içe geçmiş, karanlık bir geçmişe doğru perde perde açılır.
Oliver, son sınıf öğrencisi olarak konservatuvarda altı kişiyle birlikte yoğun bir tiyatro eğitimi almaktadır. Grup, birbirinden yetenekli ama duygusal olarak hassas yedi kişiden oluşur. Sonbahar dönemi için sahnelenecek oyun bellidir: Julius Caesar. Roller, adeta önceden yazılmış gibidir. Karizmatik ve baskın Richard Caesar’ı, içine kapanık James Brutus’u oynayacaktır. Alexander Cassius olurken, Oliver Octavius rolündedir. Meredith Calpurnia, Wren Portia, Filippa ise erkek kılığına girerek birden fazla karakteri canlandıracaktır.
Ancak sahne dışı, sahneden çok daha kargaşalıdır. Dördüncü yıl baskısı arttıkça, dostlukların yerini kıskançlıklar, şüpheler ve kırılganlıklar alır. Richard, sahnede olduğu kadar hayatın içinde de kontrolsüz bir güçtür. Sözlü ve fiziksel tacizleri, özellikle James ve Meredith üzerinde derin izler bırakır. Provalar ilerledikçe gerginlik dozu artar, sınırlar silinir.
Cadılar Bayramı’ndaki Macbeth performansından sonra, gölde oynanan masum bir oyun neredeyse James’in hayatına mal olur. Richard, onu suyun altında fazla tutarak ölümle yüzleştirir. Bu olay, grubu harekete geçirir. Onlar artık bir oyun içinde oyun oynayacaktır: sahnede değil, gerçek hayatta. Richard’a bir ders verme zamanı gelmiştir.
Tüm kırılmalara rağmen Julius Caesar sahnelenir. Açılış gecesi büyük başarıyla biter. Ancak kutlamalar sırasında işler kontrolden çıkar. Meredith, başka bir öğrenciyle yakınlaşınca Richard çılgına döner, Meredith’e saldırır.
O gece, Meredith Oliver’ı odasına davet eder. Birlikte olurlar. Sinir krizi geçiren Richard, Meredith’in odasının kapısını yumruklamaya başlar.
Birkaç saat sonra Filippa, Meredith ve Oliver'ı göle çağırır. Diğerleri de ordadır. Gölde, yıpranmış ve parçalanmış halde, suda yüzen Richard’ın bedeniyle karşılaşırlar. İlk bakışta ölü gibidir, ama içinden gelen boğuk bir ses onun hâlâ hayatta olduğunu belli eder. Ancak fiziksel ve ruhsal olarak tükenmiş durumdaki grup, Richard’ın sarhoş olduğu için kendi hatasıyla bu hâle geldiğini varsayarak onu sudan çıkarmamaya karar verir. Bu karar, artık geri dönülemez bir çizgidir. Ama gerçekten kendi hatasımıydı?
Oliver, yıllar sonra göl kenarında Dedektif Colborne’a her şeyi anlatır.
Türkiye'de Ren Yayınları tarafından Mart 2024'te ilk baskısını yapmış. Benim kitabım Temmuz 2024'te yapılan 5.Baskısından. Deniz Metin tarafından çevrilmiş. 464 sayfa.
Kitapta arkadaşları, ağır yaralanmış Richard'ı kurtarmamaya karar verdiğinde, bu kararın onları cinayetten suçlu yapıp yapmayacağını asla sormaz, bunun yerine bu tacizci zorba, hayatta olmasaydı kendilerine nasıl fayda sağlayacağına odaklanır ve romanda sorumluluktan kaçma girişimi yıkıma yol açar. Shakespeare'den bir çok alıntı ile zenginleştirilmiş. Aslında zamanın insan doğasını pek değiştiremediğini, aynı hatalı bakış açısını devam ettirdiğini görürüz.